SOSYAL ZEKÂ İLE İLGİLİ 10 TAVSİYE
المنتدى الإسلامي العالمي للتربية

SOSYAL ZEKÂ İLE İLGİLİ 10 TAVSİYE

Sosyal zekayı; kişiyi insanlara yakınlaştıran, onlarla iletişim kurabilen, duygularını ve ilgi alanlarını anlayabilen, onları etkileyebilen; arkadaş edinmek, eğitim, rehberlik, medya, iş yönetimi, finans, ticaret gibi alanlarda ve aile, komşu, akraba ve yabancılarla ilişkilerinde onu başarıya götüren, insanın içindeki ruh olarak anlatmaktadırlar.

Bütün bunlar aslında müminlerin de özelliklerindendir. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Mümin; seven ve sevilen kimsedir. Sevmeyen ve sevilmeyende hayır yoktur.”[1]

İnsanoğlu tabiatı gereği sosyal bir varlıktır. Tek başına yaşaması mümkün değildir. Ancak içeresinde bulunduğu toplumla iletişim halinde yaşamını sürdürebilir ve ancak iletişim yeteneği kazanmasıyla hayatında başarılı ve aydın bir birey olabilir.

Sosyal zekâ, başkalarını anlama, onlarla güven bağlarını kurma, onları etkileme ve onlarla etkileşime girme yeteneğidir.

Sosyal zekâ diğer zekâ türleri gibi bir zekâ türüdür. Ancak kişiliğin herhangi bir özelliği olarak, genetik faktörlerin, sosyal faktörlerinin ve insanın uygulama ve eğitim yoluyla geliştirdiği kazançlı faktörlerin ürünüdür. Belki de son olarak bahsettiğimiz insanın uygulama ve eğitim yoluyla geliştirdiği faktörler, özellikle odaklanmamız gereken faktörlerdir. Çünkü biz bunu kontrol altına alma gücüne sahibiz.

Burada, sosyal zekanın geliştirilmesinde yararlı olan bir dizi tavsiye ve eylemlerden bahsedeceğiz.

  1. Kendinle ve başkalarıyla barışık ol. Çoğu kimsede bulunan kızgınlık, öfke ve bıkkınlık gibi olumsuz niteliklerden uzak dur. Fiziksel niteliklerinden, belki de psikolojik ve zihinsel niteliklerinden veya başkalarının bazı niteliklerinden hoşlanmayabilirsin. Hiç sorun değil. Bunu kabul etmelisin. “Bu, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.”[2] Muhakkak Allah (c.c) seni aklın ve gücün nispetinde sorumlu tutar. Bu olumsuz niteliklerin sende var olduğunu kabul et ve bu olumsuz nitelikleri olumlu niteliklere dönüştürmek ve geliştirmek için özen ve sabırla çalış. Böylece sen Allah’ın takdir ettiğini, onun takdiriyle gidermiş olursun. “Nerede kolaylık varsa, orada güzellik vardır”.[3] “Allah kimseyi kendi verdiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah bir güçlüğün ardından bir kolaylık sağlayacaktır.”[4]
    Allah’ın merhametinden, yardımından ve seni başarılı kılacağından emin ol ki, onun rızasını kazanasın. Gerginlik ve kızgınlıktan uzak dur ki, iç huzuru ve mutluluğu yakalayabilesin ve etrafındakilere sevgiyi ulaştırabilesin.
  2. Yüzünde samimi ve dostça bir gülümseme olsun. Zira, gülümseyen yüz herkes tarafından sevilir. Tebessüm insanlara sunulan kolay bir sadakadır. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “İnsanlara tebessüm etmeniz de bir sadakadır[5]
    Tebessüm, karşıdakine güvence verir ve yüze çatık kaş ve asık surat ile elde edilemeyecek bir güzellik kazandırır. Tebessüm, insanları cezp eder, kalbi hastalıkları tedavi eder, anlaşamayanlar arasındaki temel sorunu giderir ve etrafına sevgi yayar.
  3. Karşılaştığınız kişilere içten sevgi göster. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Birisi kardeşini sevdiği zaman ona sevdiğini söylesin”[6]
    Birisi ile selamlaştığında sevgi ve muhabbetle onunla selamlaş, elini sık, selamlaşmayı biraz uzat. Biriyle selamlaştığında veya konuştuğunda gözlerinin içine bak. Bu, senin onu sevdiğini ve ona değer verdiğini gösterir. Onun hâl ve hatırını, utandırmayacak şekilde özel durumlarını ve ailesinin durumunu sor.
  4. Açık bir şekilde ve makul bir ses tonuyla konuş ve dinleyicinin anlayamadığını tekrarla. Farklı şekillerde tekrarlamanda da hiçbir sakınca yoktur. Çünkü ilk söylediğin tarzı veya yöntemi anlamamış olabilir. Hz. Aişe (r.a) validemiz Peygamberimiz ’in (s.a.v) konuşmasını şu şekilde nitelendiriyor. “O (s.a.v) bir hadis söylediği zaman söylediklerin saymak isteyen kimse sayabilirdi”[7]
    Şehid İmam Hasan el-Benna’nın tavsiyelerinden biri de şudur: “Konuştuğunda ihtiyaçtan fazla sesini yükseltme. Şüphesiz bu bir ürkütme ve eziyetten öteye gitmez.”
    Keskin, rahatsız edici veya dinleyici tarafından bir tür kibir veya onu aşağılama olarak anlaşılabilir sözlerden kaçın. Şuna dikkat et; her sözün bir yeri vardır. Küçüklerle konuşulan şeyler büyüklerle konuşulmaz veya büyüklerle konuşulan şeyler küçüklerle konuşulmaz. Arkadaşların ve akrabalarınla konuşabildiğin şeyleri, uzak ve daha önce tanımadığın kimselerle konuşman uygun olmayabilir.

    İnsanların seviyesine in ve ilim, yaş ve toplumdaki değerlerine göre onlara saygı göster.
  5. İyi bir dinleyici ol. Nasıl ki başkalarının seni iyi bir şekilde dinlemesini istiyorsan, sen de onları iyi bir şekilde dinle ve sözlerini kesme. Konuştuğun kişinin yüzüne bak. Konuştuklarını önemseyerek dinle. Mecbur kalmadıkça karşındakinin lafını kesme. Konuştukları arasında onu utandıracak hataları araştırma derdinde olma. Aksine seninle olan ortak yanlarını bulmaya çalış. Anlaşamadığınız veya itiraz edeceğin bir noktayı iyi bir dille belirt. Olumlu fikirler ver kendisine. Hoşlanmadığın bir şeyi dinlediğinde sinirlenme. Mümkün olduğunca kişisel konulardan uzak dur. Konuştuğun zaman sadece tartıştığınız konuda konuş, konu dışına çıkma.
  6. Dürüst ol. Ani abartılara ve yalanlara götürecek iddialardan uzak dur. Bu durumlarda senin nasıl biri olduğun ortaya çıkacak ve artık insanların gözünden düşmüş olacaksın. Bütün bunların yanında Allah’ın gazabını da almış olursun.

    Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şu hadisini hatırla: “Kişi sürekli doğru söyler ve doğrunun peşinde olursa Allah katında doğrulardan (sıddîk) yazılır.”[8]

    İnsaflı ol. Başkalarının erdemlerini, doğrularını ve başarılarını kabul et.

    Davranışlarının fikir ve önerilerine uygun olması, dürüst ve doğru olduğun anlamına gelmektedir.
  7. Gerçek manada alçakgönüllü ol. Kendi ayıp, kusur ve hatalarının farkında ol. Sen hiç kimseden daha değerli değilsin. Senden daha aşağı bir makamda olan, bünyesi senden daha zayıf olan, maddi durumu daha fakir olan ve hatta senden daha küçük yaştakilerden bile daha değerli değilsin. Başkalarını hor görebilirsin ancak o Allah katından senden daha hayırlı olabilir. Çoğu zaman da öyledir zaten.
    Gerçek alçakgönüllülük, başkalarına saygısızlık etmek veya insanları küçük görmek gibi kötü davranışlardan seni korur. Bu, insanlara azgınlık duygusu veren sahte alçakgönüllülüğün aksine bir durumdur.
    Gerçek alçakgönüllülük, münazara ettiği kişiden gelen hakkı ve doğruyu kabul etmektir. İmam Muhammed Bin İdris eş-Şafii ne güzel demiştir: “Kimseyle münazara etmek istemedim, sadece Allah’ın, gerçekleri onların diliyle anlatmasını istedim.”
  8. Arkadaşlarındaki dahilik, başarı ve doğruluk tezahürlerini yakala ve içtenliğinin, alçakgönüllülüğünün ve sevginin kanıtı olarak onları cesaretlendir ve başarılarını desteklediğini göster. Bunun yanı sıra hatalarını iyi bir dille düzeltmeye çalış. Sahabelerinin hatalarını gördüğü zaman “Ne oluyor da bu kimseler…”[9] diyen peygamberini (s.a.v) örnek al.
  9. Arkadaşlarının hal ve hatırını sor. Ara sıra onları ziyaret et. Hastalarını ziyaret et. İyi ve kötü günlerinde yanlarında ol. Gücün nispetinde ihtiyaçlarını karşılamaya çalış. Malından, ailenden, kişiliğinden ve yeteneklerinden onlara yardım et.
  10. “Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi, iyi bir Müslüman olmasının alametlerindendir.”[10] Bu hassas bir noktadır. Herkesin özel durumları vardır, başkalarının öğrenmesini ve karışmasını istemediği durumları vardır. Zeki kimse bu durumu fark eder ve bu konuda arkadaşlarına soru sorarak onları sıkmaz ve utandırmaz. Bunun yanı sıra, yardım edilmesi veya danışılması gereken bir konuda ona yardım etmesi gerekir. Arkadaşının büyük günahları işleyeceğini ve Allah’ın kanunları dışına çıkacağını fark ettiği zaman onu iyi ve güzel bir dille uyarması, iyiliği emretmesi ve kötülükten men etmesi gerekir. Bütün bunların hikmetle ve güzel öğütlerle yapılması gerekir.

Tüm bunlardan sonra, sosyal zekâya dair her şeyi anlattığımızı iddia etmiyoruz. Zira konu çok geniş ve karmaşıktır. Birisi burada söylediğimiz her şeyi yerine getirmekten kendini aciz görürse, en azından Allah’a sığınıp ondan yardım dilemekten başka bir çare yoktur. Başarı ancak Allah’tandır.

Yüce Allah’ın bu ayetini hep göz önünde bulundur: “Ama bilin ki benim velim, kitabı indiren Allah’tır. O, iyileri koruyup kollar.”[11]

 


[1] İmam-ı Ahmed, Taberani

[2] Yasin, 38

[3] Müslim, Ahmet

[4] Talak, 7

[5] Tirmizi

[6] Ebu Davud, Tirmizi

[7] Buhari

[8] Müslim

[9] Muslim

[10] Tirmizi

[11] Araf, 196

قد يعجبك ايضا